Havza Haber Ajansı’nın haberine göre, Ayetullah el-Uzma Nuri Hemedani, Tahran'dan bir grup cuma ve cemaat imamıyla yaptığı görüşmede, âlimlerin görevini son derece önemli ve etkili olarak nitelendirdi ve şöyle dedi: “Özel bir dönemde bulunuyoruz. Bugün düşman, sanal ortamda tüm saldırılarını ruhaniyete yöneltmiş durumdadır. Bu nedenle ruhaniyetin de sahada olması gerekir. Bugün bir imamın görevi sadece ‘cübbesini giyip namaz kıldırıp, halkın durumuyla ilgilenmemek’ değildir. Ruhaniyet sahayı boş bırakmamalıdır.”
Ayetullah el-Uzma Nuri Hemedani, fitne olayları karşısında seçkinlerin sessizliğini ya da geç yapılan açıklama ve tavırları sert bir dille eleştirerek şunları ifade etti: “Beyefendilerin ne düşündüğünü bilmiyorum! Acaba İslam Cumhuriyeti yıkılırsa düşmanın Allah’tan, Kur’an’dan ve Ehl-i Beyt’ten (aleyhimüsselam) bir iz kalmasına izin vereceğini mi düşünüyorlar? Son fitne olaylarında halkın, camilerin ve hüseyniyelerin başına neler geldiğini hepimiz gördük. Kur’an’ı nasıl ateşe verdiler!"
Ardından sözlerine şöyle devam etti: “Gerçekten bütün bunlar ekonomik meseleler yüzünden miydi? Şüphesiz halk zor yaşam şartlarıyla karşı karşıyadır; ancak insanları öldüren, her yeri ateşe veren suçlular halktan değildi.”
Ayetullah el-Uzma Nuri Hemedani ayrıca şunları söyledi: “Amerika Birleşik Devletleri Başkanı açıkça gelip kargaşa çıkaranlara umut veriyor ve son zamanlarda da Rehber-i Muazzam’ı tehdit ediyor. Elbette kendisi cevap verilmeye layık değildir; ancak şunu bilmelidir ki Ayetullah el-Uzma Hamaney -bir fakih ve ümmetin rehberi olarak- her kim ona yönelik bir saldırıda bulunmak isterse muhariptir. Bunu daha önce de söyledik ve fıkhî delillerini de açıkladık. Tüm âlimlerin sahaya çıkmasını ve rehberliği desteklemesini bekliyoruz. Biz rehberliği desteklemeyi yalnızca siyasi bir mesele olarak görmüyoruz; bunu şer‘î bir görev olarak kabul ediyoruz.”
Ayetullah el-Uzma Nuri Hemedani sözlerini şöyle sürdürdü: “Fitne olaylarında bazı kimselerin sessiz kaldığını ya da geç açıklama yaptığını, nereye varacağını görmek için bekledikten sonra konuştuğunu gördüğümde hayret ediyorum. Üstelik hakkın ve batılın nerede olduğu açıkça belli olduğu bir zamanda!"
Bu taklit mercii şöyle vurguladı: “Ülkede birlik ve bütünlüğün olması, ihtilafların ortaya çıkmaması gerektiğinden hiçbir şüphemiz yoktur; herkesin birlik içinde olması gerekir. Ancak bu, bazı kişilerin istedikleri her şeyi yapmalarına, bazıların da sessiz kalmasına ya da denetleyici kurumların denetim yapmayıp ‘biz birlik istiyoruz’ demesine gerekçe olamaz.”
Ayetullah el-Uzma Nuri Hemedani konuşmasının sonunda şu hususun altını çizdi: “Birlik ve bütünlük demek, halkın sorunlarının çözümüne yardımcı olmak demektir. Rehber ‘sorumlular iki kat fazla çalışmalıdır’ buyurdu. Yani üzerlerine düşen görev alanında çabalarını artırmaları gerekir. Bu da demektir ki; yargı, dosyaların incelenmesi ve sonuçlandırılması konusunda; meclis, denetim görevinde; yürütme ise halkın sorunlarını çözme hususunda gece gündüz demeden çalışmalıdır.”
yorumunuz